DKMP Kapatılmasın !

DKMP Kapatılmasın !

17:49 05 Eylül in Basın Bültenleri, Genel, Haberler

Aşağıdaki yazı, Türkiye’de çevre ve doğa koruma alanında faaliyet gösteren Tabiat Kanunu İzleme Girişimine üye 123 sivil toplum kuruluşu tarafından imzalanarak;

Cumhurbaşkanlığı Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığına,

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir'e

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'a

Çevre Komisyonu Başkanı Muhammet Balta'ya

Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı Çiğdem Karaarslan'a

gönderilmiştir.

Lütfen sizlerde yazıyı web sitelerinizde, sosyal medya hesaplarınızda yayımlayarak, erişebildiğiniz basın mensuplarına ileterek destek olabilirsiniz.

DOĞA KORUMA VE MİLLİ PARKLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ KAPATILMASIN!

DAHA ETKİLİ DOĞA KORUMA İÇİN DAHA GÜÇLÜ KURUMSAL YAPI İSTİYORUZ!

Cumhurbaşkanlığı Makamına onaylanmak üzere sunulan Kararname Taslağı ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün kapatılarak Orman Genel Müdürlüğü altında daire başkanlıkları olarak yeniden düzenlenmek istendiğini öğrenmiş bulunmaktayız.

Bilindiği üzere Türkiye’de doğa korumanın tarihi 1950’li yıllara kadar uzanmaktadır. Kurulduğu 1956 yılından 1976 yılına kadar Orman Genel Müdürlüğü altında faaliyet gösteren Doğa koruma ve milli park çalışmaları, dünyada ve ülkemizdeki korunan alanlara yönelik yükselen algı ve korunan alanların sayısındaki artışa paralel olarak 1976 yılında Orman Bakanlığı bünyesinde  “Milli Parklar ve Avcılık Genel Müdürlüğü” olarak yapılandırılmıştır.

1982 yılında bugün olduğu üzere Tarım Bakanlığı ile Orman Bakanlığının birleştirilmesini takiben “Milli Parklar ve Avcılık Genel Müdürlüğü” kapatılmış ve Orman Genel Müdürlüğü altında “Milli Parklar Daire Başkanlığı” olarak düzenlenmiştir. Kurumun Genel Müdürlük düzeyinden Daire başkanlığı düzeyine indirildiği bu dönem Türkiye doğa koruma tarihinin en etkisiz olduğu dönemlerden biri olarak hala anılmaktadır.

1991 yılında Orman Bakanlığının Tarım bakanlığından ayrılmasından sonra yeniden teşkilatlandırılan kurum 28 yıldır Genel Müdürlük düzeyinde faaliyet göstermektedir. Taşra yapılanması ekolojik ve coğrafik bölgeler esas alınarak Bakanlık bölge müdürlükleri, bölge müdürlüklerine bağlı il şube müdürlükleri, milli park müdürlükleri ve milli park şeflikleri olarak yapılandırılan kurumun bugün itibariyle toplam 5300 kişiyi aşan personeli bulunmaktadır.

Yeryüzündeki en önemli 7 gen merkezinden biri olarak bilinen Türkiye biyolojik çeşitlilik bakımından bulunduğu coğrafyanın en önemli ülkesidir. Şöyle ki, tüm Avrupa kıtasında 12.500 civarında bitki türü varken, ülkemizdeki bitki türü sayısı 11.707 olarak belirlenmiştir. Bu sayı yeni bulunan türlerle her yıl artmaktadır. Bunlardan 3.449’ü yeryüzünde başka hiçbir ülkede bulunmayan ülkemize özgü türlerdir. Diğer canlı türleri bakımından da tüm Avrupa kıtası kadar çeşitlilik göstermektedir. Türkiye pek çok konuda olduğu üzere biyolojik çeşitliliğin (canlı türlerinin ve gen kaynaklarının) korunması bakımından da stratejik konuma sahip olup çok sayıda türün varlığını sürdürebilmesi bakımından anahtar ülke konumundadır. Bu nedenle Türkiye’nin doğa koruma alanındaki sorumluluğu herhangi bir ülkeninkinden daha fazladır. Bu durum bütün dünya tarafından da bilinmektedir.

Türkiye için yeterli görülmese de yukarıda ifade edilen zenginliğin korunması için Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde 45’i milli park, 30’u tabiatı koruma alanı, 81’i yaban hayatı geliştirme sahası olmak üzere toplam alanı 3,2 milyon hektarı aşan 598 koruma alanı ilan edilmiş ve yönetilmektedir. Ülkemizin doğasının korunmasıyla ilgili diğer bir kurum olan Tabiat Varlıkları Koruma Genel Müdürlüğünün bünyesinde ise 18 Özel Çevre Koruma Bölgesi ve 2000’ aşkın sit alanı ve tabiat varlığı bulunmaktadır.

Türkiye başta Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi olmak üzere doğanın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasıyla ilgili hemen tüm uluslararası sözleşmelere taraf olmuştur. Mali ve insan kaynaklarının yetersizliği, kurumlar arasındaki işbirliği ve koordinasyon eksikliği ve yetki karmaşası, idari ve sosyal problemler nedeniyle arzu edilen seviyede koruma ve yönetim yapılamasa da bu sözleşmelerin gerekleri yerine getirilmeye çalışılmaktadır.

Yıllardır, kamuoyunda doğa korumayla ilgili daha güçlü bir yapının oluşturulması beklenirken 1982-1991 yıllarında denenen ve doğa koruma adına çok başarısız olan bu yapıya yeniden dönülmesi ülkemiz doğasına yapılabilecek en büyük kötülük olacaktır.  Çünkü, doğa koruma orman alanlarının dışında göl, sazlık gibi sulak alanları, stepleri, bozkırları ve bu yaşam ortamlarında varlıklarını sürdürmeye çalışan tüm canlıları kapsamaktadır.

Doğa koruma ile ilgili uluslararası sözleşmelerin ülkemiz adına takibinden ve AB katılım sürecinde doğa koruma direktiflerinin uyumundan sorumlu bir genel müdürlüğün daire başkanlığı düzeyine düşürülerek etkisinin azaltılması ve ülkemiz doğasının korunmasını zaafa düşürecek hale getirilmesi, uluslararası platformda da ülkemizin itibar kaybetmesine, AB katılım sürecindeki görüşmelerde ülkemizin elinin zayıflamasına sebep olacaktır.

Önerimiz;

Son 30 yıldır doğa korumayla ilgilenen tüm sivil toplum kuruluşları, bilim insanları ve kamu çalışanları hemen her vesilede aşağıdaki iki beklentiyi dile getirmektedirler.

  1. Doğa koruma çalışmalarını kapsayan parçalı kurumsal yapı ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan kurumlar arasındaki iletişim, işbirliği ve koordinasyon eksikliği; yetki karmaşası, bürokrasi,  insan ve mali kaynakların israfının önlenmesi için doğa korumanın tek ve güçlü bir kurumsal yapı altında toplanması; 

Bunun sağlanabilmesi için öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Doğa Koruma Milli parklar Genel Müdürlüğünün birleştirilmesi gerekmektedir.

  • Kurumsal yapıdaki dağınıklığın giderilmesini takiben mevzuatımız içerisindeki çatışma ve çakışmalarında giderildiği, uluslararası doğa koruma sözleşmeleri ve Avrupa Birliği doğa koruma direktifleri ile uyumlu günümüz ihtiyaçlarına cevap veren bir çerçeve doğa koruma yasasının çıkarılması,

Öncelikle bu iki kurum birleştirilmeli, ardından ivedilikle mevzuat düzenlemesi yapılmalıdır. Zira geçmiş yıllarda yaşanan tecrübelerden, ülkemizde kurumsal yapı birleştirilmeden mevzuat düzenlenmesi yapmanın da mümkün olmadığı görülmüştür.

Her iki hususun gerçekleşmesi durumunda;

  • Doğa korumadan sorumlu kuruluşlar arasındaki yetki karmaşası, çatışma ve çalışmaların tıkanmasına sebep olacak düzeye gelen gereksiz bürokrasi önlenmiş olacak, kurumlar arasındaki iletişim, işbirliği ve koordinasyon eksikliğinin giderilmesine katkı sağlanacaktır.
  • Kamu adına aynı amaç için çalışan her iki kurumun insan ve mali kaynakları birleştirildiği için, emek, zaman ve iş gücü açısından tasarruf edilecek, kamu kaynaklarının etkin bir şekilde kullanılması mümkün olacaktır.
  • Alan yönetiminde birden fazla kurum ve mevzuat tarafından yönetilme zorunluluğu ortadan kalkacağından ve koruma, kontrol ve denetimde otorite boşluğu minimum düzeye indirileceğinden daha etkin bir koruma ve yönetim sağlanacaktır.
  • Korunan alanlarla etkileşim içerisinde olan yöre halkının idari çok başlılıktan dolayı kamu idareleriyle yaşanan sosyal çatışmaları giderilecek, bu duruma bağlı olarak yöre halkının kamuya karşı güven duygusunun artması sağlanacaktır.
  • Doğa korumadan sorumlu güçlü bir yapının inşa edilmesi uluslararası camiada Türkiye’nin itibarını artıracaktır.

Diğer taraftan;

Söz konusu kararname kapsamında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile benzer şekilde Daire Başkanlığı düzeyine indirgenmesi öngörülen kurumlar arasında Su Yönetimi Genel Müdürlüğü ve Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü de yer almaktadır. Yakın zamanda kurulmuş olmalarına rağmen bu iki Genel Müdürlük Türkiye’de başka kurumlarca uzun yıllar boyunca ele alınmayan başta arazi kullanımı planlaması, arazi tahribatının önlenmesi ve dengelenmesi gibi geleceğimiz için kritik öneme sahip konularda ulusal ve uluslararası ölçekte önemli ilerlemeler kaydetmiştir. Ulusal ve nehir havzaları örneğinde olduğu gibi bölgesel ölçeklerde doğal kaynakların planlanması ve yönetilmesi konusunda öncü rol oynayan ve küresel ölçekte kabul gören politikaları ülkemize kazandıran bu kilit kurumların da Daire Başkanlığı düzeyine indirgenmesinin son yıllarda edinilen önemli kazanımların kaybedilmesine neden olacağından endişe etmekteyiz.

Önerimiz doğal kaynaklarımızın ve eşsiz biyolojik çeşitliliğimizin korunabilmesi ve geliştirilmesi için yapılacak kurumsal değişikliklerin ülkemize uzun vadede çözüm oluşturacak ve küresel gelişmelere uyumlu olarak yapılmasına yönelik daha kapsamlı bir çalışma doğrultusunda yapılmasıdır. Biz aşağıda imzası bulunan Sivil Toplum Kuruluşları bu yönde yapılacak çalışmalara her türlü katkı ve desteği vermeye hazır olduğumuzu bildirmek isteriz.

05 Eylül 2019

Tabiat Kanunu İzleme Girişimi

E-posta: tabiatkanunu@gmail.com

Bilgi için: 0533 956 51 10 - 0533 394 47 11

TABİAT KANUNU İZLEME GİRİŞİMİ

Girişime üye olan aşağıda isimleri bulunan sivil toplum kuruluşları yazıyı imzalamıştır.

  1. Adana Gençlik Birliği Derneği
  2. Akyaka Kent Konseyi
  3. Alakır Kardeşliği Platformu
  4. Aşağıçerçi Köyü Güzelleştirme Derneği
  5. Avrupa Rüzgar Enerjisi Birliği Türkiye Bölümü
  6. Bartın Çevre Meclisi
  7. Belgrad Ormanı Koruma Gönüllüleri Derneği
  8. Bisikletliler Derneği
  9. Bodrum Mavi Yol Girişimi
  10. Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği
  11. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği
  12. Buldan Doğal Hayatı ve Kültürünü Koruma Derneği
  13. Çevre Ekoloji ve Yaban Yaşamı Destekleme Derneği
  14. Çevre Hukuku Derneği
  15. Çevre ve Kültürel Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL)
  16. Çiğ Süt Üreticileri ve Süt ve Süt Ürünleri Tüketicileri Grubu
  17. Datça Çevre ve Turizm Derneği
  18. Demokratik Eğitimciler Sendikası
  19. Deveciuşağı Çevre Koruma ve Kalkınma Derneği
  20. Doğa Araştırmaları Derneği
  21. Doğa Derneği
  22. Doğa Koruma Merkezi
  23. Doğa Koruma Vakfı
  24. Doğaseverler Derneği
  25. Doğa ve Çevre Vakfı
  26. Doğa ve Çevre Derneği
  27. Doğa ve Çevre Dostu Amatör Oltacılar Derneği
  28. Doğa ve Yaban Hayatı Koruma Derneği
  29. Doğal ve Kültürel Yaşam Girişimi
  30. Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği
  31. Doğal Yaşam Derneği
  32. Doğal Yaşamı Koruma Vakfı
  33. Edirne Doğa Sporları Kulübü Derneği
  34. Ege Derneği
  35. Ege Orman Vakfı
  36. Ekolojik Denge Derneği
  37. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği
  38. Ekolojik Üreticiler Derneği
  39. Ekolojik Yaşam Derneği
  40. Ekolojik Yaşam Girişimcileri ve Gönüllüleri Derneği (EKOLOG)
  41. Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği
  42. Emanetçiler Derneği
  43. Ergene Platformu
  44. Eskişehir Çevre Derneği
  45. Eurosolar Türkiye
  46. Fırtına Ekoloji Grubu
  47. Good4Trust.org
  48. Gökova Akyakayı Sevenler Derneği
  49. Greenpeace Akdeniz
  50. GÜMÇED Edremit Körfez Şubesi
  51. Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmesi
  52. Halk Kültür Sanat ve Eğitim Derneği
  53. Hayvan Hakları Federasyonu
  54. Hayvanların Yaşam Haklarını Koruma Derneği
  55. Herkes için Mimarlık
  56. İğneada Doğal Ekosistemi Koruma Derneği (İğneada Doğa Elçileri)
  57. İklim Ağı
  58. İklim İçin Gençlik Girişimi
  59. İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu
  60. İzmir Kent Konseyi Çevre Çalışma Grubu
  61. Kadıköyü Bilim Kültür ve Sanat Dostları Derneği
  62. Karaburun Kent Konseyi
  63. Karaburun Yerel Fok Komitesi
  64. Karaburun Sivil İnisiyatif
  65. Karadeniz Doğa Koruma Federasyonu
  66. Karadeniz Ekolojik Kalkınma Derneği
  67. Karadeniz Yazarlar Birliği Derneği
  68. Karaot Tohum Derneği
  69. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
  70. Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği
  71. Kolaylaştırıcı Dernek
  72. Kozak Yaylası Doğal Çevreyi Koruma Kültür ve Turizm Derneği
  73. KuzeyDoğa Derneği
  74. Küre Dağları Ekoturizm Derneği
  75. Küre Dağları Ekoturizm Geliştirme Kooperatifi (KEKOOP)
  76. Küresel Denge Derneği
  77. Mezopotamya Doğa Platformu
  78. Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
  79. Muğla Barosu Çevre Komisyonu
  80. NATURA Doğa ve Kültür Koruma Derneği
  81. Naturelife Dergisi
  82. Nilüfer Kent Konseyi
  83. ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu (ODTÜ Biyogen)
  84. ODTÜ Kuş Gözlem Topluluğu
  85. ODTÜ Mezunları Derneği
  86. Osmaniye Çevre Platformu
  87. Proje Evi Kooperatifi
  88. Rize Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği
  89. Sarıyer Kent Konseyi Hayvan Hakları Komisyonu
  90. Slow Food Fikir Sahibi Damaklar Hareketi
  91. Slow Food Ankara Birliği
  92. Slowfood Türkiye Fırtına Vadisi Grubu
  93. Slow Food Yağmur Böreği Birliği
  94. Sualtı Araştırmaları Derneği
  95. Sürdürülebilir Kırsal ve Kentsel Kalkınma Derneği
  96. Tarımsal Kalkınma Derneği
  97. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
  98. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
  99. Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Derneği
  100. Toprak Ana Platformu
  101. Tüketiciyi ve İklimi Koruma Derneği (Tüvik-Der)
  102. Türetim Ekonomisi Derneği
  103. Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu
  104. Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP)
  105. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV)
  106. TEMA Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı
  107. Türkiye Ormancılar Derneği
  108. Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği
  109. Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD)
  110. Ulusal Genç Siyasetçiler Platformu
  111. 350 Ankara
  112. Validebağ Gönüllüleri Derneği
  113. WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı)
  114. Yağcılar ve Demircili Köyleri Çevre Derneği (YADEM)
  115. Yaşam Alanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği
  116. Yenişehir Çevre Hareketi
  117. Yeryüzüne Özgürlük Derneği
  118. Yeşil Adımlar Çevre Eğitim Derneği
  119. Yeşil Artvin Derneği
  120. Yeşil Asiler
  121. Yeşil Düşünce Derneği
  122. Yeşilist
  123. Yuva Derneği